Biyoçeşitliliği Etkileyen Biyolojik Etmenler

Biyoçeşitliliği etkileyen biyolojik etmenlerin başlıcaları insanlar ve diğer canlılardır.

a- İnsan

İnsan, Kuaterner’de (Dördüncü Jeolojik Zaman) ortaya çıkmıştır. Yani insanın ortaya çıkışı, günümüzden yaklaşık iki milyon yıl önce gerçekleşmiştir. İnsanın ortaya çıkışı ve çoğalması, onun baskın bir tür olmasını sağlamıştır. İnsan, kısa sayılabilecek bir sürede yeryüzünün her yerine yayılmış ve biyoçeşitliliği büyük ölçüde etkilemiştir.

Fotoğraf 1.7 İnsanlar, doğal bitki örtüsünü yok ederek tarım alanlarına dönüştürmektedir.

Fotoğraf 1.7 İnsanlar, doğal bitki örtüsünü yok ederek tarım alanlarına dönüştürmektedir.

İnsan, bazı bitkileri yetiştirmeye başlamış, bunun sonucunda belirli alanlardaki ekosistemleri değiştirmiştir. Orman ve diğer bitki örtülerinin bir kısmını yok ederek tarım ve yerleşim alanına dönüştürmüştür (Fotoğraf: 1.7). Aynı şekilde bazı hayvanları evcilleştirerek bunları dünyanın büyük bir kısmına yaymıştır.

İnsanlar, aşırı avlanma sonucu birçok hayvan türünün azalmasına, bazı türlerin ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. Fil, yılan, timsah, balina, ayı ve birçok kuş türü ile çeşitli balıklar en fazla avlanan hayvanlardandır.

Yeryüzündeki en önemli ekosistemlerden biri ormanlardır. Yeryüzündeki biyoçeşitliliğin yaklaşık 3/4’ü orman alanlarında bulunmaktadır. Kereste ihtiyacını karşılamak, tarım ve mesken alanı açmak için ormanlar sürekli tahrip edilmektedir. Ayrıca her yıl, dünyanın birçok yerinde insan kaynaklı orman yangınları çıkmaktadır. Bu olaylar sonucu çok sayıda bitki ve hayvan türü yok olmakta veya azalmaktadır (Fotoğraf: 1.8).

Fotoğraf 1.8 Orman yangınları sonucunda biyoçeşitlilik azalmaktadır.

Fotoğraf 1.8 Orman yangınları sonucunda biyoçeşitlilik azalmaktadır.

İnsanların neden olduğu erozyon ile hayvanların meralarda aşırı derecede otlatılması biyoçeşitliliğe zarar veren etkinliklerdir. Erozyon sonucu bitki ve dolaylı olarak da hayvan çeşitliliği azalmaktadır. Hayvanların meralarda aşırı otlatılması sonucunda hayvanlar bitkileri kökleriyle yemekte, erken otlatma sonucunda ise bitkiler, tohumu toprağa düşmeden hayvanlar tarafından tüketilmektedir. Böylece bazı bitki türleri ve bu bitkilerle beslenen hayvanlar azalmaktadır.

İnsanın doğaya etkilerinden biri de baraj ve göletlerin yapılmasıdır. Baraj ve göletler yapılırken karasal bir ekosistem yok olmakta, onun yerine su ekosistemi oluşmaktadır. Bunun sonucunda bazı canlı türleri azalırken bazı canlı türleri artmaktadır.

Günümüzde, çevreyi kirleterek biyoçeşitliliğe en büyük zararı insan vermektedir. Bilinçsizce ve aşırı derecede kullanılan tarım ilaçları, kimyasal ve radyoaktif atıklar, hava ve su kirliliği, biyoçeşitliliği küresel düzeyde tehdit eden etmenlerdir. Örneğin tanker kazaları sonucu denizlerin önemli bir kısmı petrolle kaplanmakta, birçok canlı bunun sonucunda yok olmakta, suyun yapısı değişmektedir.

Aynı şekilde hava kirliliği sonucu oluşan asit yağmurları, bitki ve hayvanlara zarar vermektedir. Ekosistem için önemli bir tehdit olan çevre kirliliği, uluslararası anlaşmalarla önlenmeye çalışılmaktadır.

İnsanların biyoçeşitliliğe verdikleri zararlardan biri de farklı canlı türlerinin etkileşimine neden olmalarıdır. Örneğin 1957’de Nil Nehri’nde yaşayan tatlı su levreği, balık miktarını artırmak için Victoria (Viktorya) Gölü’ne bırakılmıştır. Aşırı derecede çoğalan bu balık, göldeki 400 yerel balık türünün yok olmasına neden olmuştur.

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması sonucunda Kızıldeniz’de yaşayan birçok canlı türü Akdeniz’e göç etmiştir. Bu canlılardan bir kısmı Akdeniz’deki diğer canlı türlerine zarar vermiştir. Ayrıca gemilerin çeşitli yerlerine tutunarak farklı alanlara giden canlıların bir kısmı, gittikleri yerde çoğalarak oradaki canlı türleriyle etkileşime girmektedir.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Kızıldeniz’den Akdeniz’e doğru gerçekleşen göç olayı, Süveyş Kanalı’nın açılması için

büyük uğraşlar veren Fransız mühendis ve diplomat Vicomte Ferdinand Marrie de Lesseps (Vikont Ferdinan Mari dö Leseps) anısına, “Lessepsiyen Göç” ve bu yolla geçiş yapan türler de “Lessepsiyen Göçmen” olarak adlandırılmıştır.

Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçiş yapan Lessepsiyen türler, hemen batıya yönelerek Afrika kıyılarını veya saat yönü tersinde Mısır, İsrail, Lübnan, Suriye ve Türkiye kıyılarını takip ederek yayılım göstermektedir. Bu türler, gittikleri yerlerdeki canlılarla etkileşime girmektedir. Bunun sonucunda da bazı canlı türleri yok olmaktadır.

(http://www.academia.edu)

b- Diğer Canlılar

Biyoçeşitliliği etkileyen etmenlerden biri canlılar arasındaki etkileşimdir. Örneğin bazı kuş türleri bitki tohumlarını başka bölgelere taşır ve bazı bitkilerin yayılmasına etkide bulunur. Çeşitli böcekler, çiçekli bitkiler arasında dolaşarak bitkilerin döllenmesini sağlar.

Bazı otçul hayvanlar, sürekli olarak sevdikleri bitkileri yedikleri için (Fotoğraf 1.9) zamanla bu bitkiler azalır, bunların yerine sevmedikleri bitkiler yaygınlaşır.

Fotoğraf 1.9 Bazı hayvanlar belirli alanlarda aşırı otlayarak bitki örtüsüne zarar vermektedir.

Fotoğraf 1.9 Bazı hayvanlar belirli alanlarda aşırı otlayarak bitki örtüsüne zarar vermektedir.

Add Comment