Madenlerin ve Enerji Kaynaklarının Kullanımı

Yeryüzünde çeşitli amaçlarla kullanılan çok sayıda maden ve enerji kaynağı bulunmaktadır. Bu doğal kaynakların üretim, dağıtım ve tüketimi sırasında çevreye bazı zararlar verilmektedir. Şimdi bu zararların neler olduğunu inceleyelim.

a- Madenlerin ve Enerji Kaynaklarının Üretimi

Madenlerden ve enerji kaynaklarından bir kısmı, açık yataklar şeklinde işletilmektedir. Bu tür kaynakları üretmeye başlamadan önce, kaynağın üzerindeki toprak örtüsü atılır. Yüzeydeki bu topraklar atılırken hem bitki örtüsü hem de toprakta yaşayan çok sayıda canlı yok edilmiş, diğer bir deyimle bir ekosistem ortadan kaldırılmış olur. Yüzeyden toplanan bu malzemeler, belirli alanlara atılır. Böylece bu materyallerin atıldığı alandaki bitki ve toprak örtüsü ile bu ortamda yaşayan canlılar zarar görmüş olur.

Bazı madenlerin aranması ve üretilmesi sırasında bazı kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Örneğin dünyada altın arama ve üretme işlemi büyük ölçüde siyanürle yapılmaktadır. Siyanür, zehirli bir maddedir. Bu zehirli madde toprağa (Fotoğraf 4.4) ve suya karışır. Bir kısmı da havaya geçer.

Canlılarda çeşitli hastalıklara neden olan bu madde, ölümlere de yol açabilmektedir. Suya ve  toprağa  karışan  siyanür, bitkilere,  buradan  da  bitkilerle  beslenen canlılara geçmektedir. Bu nedenle siyanürle altın arama ve üretimi sırasında ekosistemler zarar görmektedir.

Fotoğraf 4.4 Altın arama sırasında siyanür biriktirilen bir havuz (Güney Afrika Cumhuriyeti)

Fotoğraf 4.4 Altın arama sırasında siyanür biriktirilen bir havuz (Güney Afrika Cumhuriyeti)

Maden ve enerji kaynaklarından bir kısmı yer kabuğunun derinliklerinden çıkarılır. Bunun için yer kabuğunda sondajlar veya tüneller açılır. Açılan bu tüneller kullanılarak yer kabuğunun çeşitli derinliklerindeki doğal kaynaklar, yeryüzüne taşınır. Bu eylem sırasında, yer kabuğunda boşluklar meydana gelmektedir. Bu boşlukların çökmesiyle bazen çok sayıda insan yaşamını yitirmekte, yer şekilleri değişmekte, göçen yerin üzerindeki ekosistem zarar görmektedir.

Ayrıca maden ocaklarında zaman zaman patlama ve yangınlar gerçekleşmektedir. Örneğin Manisa’nın Soma ilçesindeki bir kömür ocağında 2014’te gerçekleşen bir yangın sonucu 301 madenci yaşamını yitirmiştir. Dünya genelinde de maden kazaları meydana gelmekte, bunun sonucunda çok sayıda insan yaşamını yitirmekte ve ekosistem büyük zarar görmektedir.

Örneğin 1942’de Çin’de bir kömür ocağında meydana gelen patlama sonucunda 1549, 1963’te Japonya’da bir kömür ocağında gerçekleşen patlama sonucu ise 458 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu insanların 435’i karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu ölmüştür. 1960’ta Güney Afrika Cumhuriyeti’nde büyük bir kayanın maden çıkarılan yere yuvarlanması sonucu 437 kişi yaşamını kaybetmiştir.

Buna göre maden ocaklarında meydana gelen göçüklerin yanı sıra gazların uyguladığı basınç sonucu meydana gelen patlamalar, yangınlar ve açığa çıkan zehirli gazlar da çevreye büyük zarar verebilmektedir.

b- Madenlerin ve Enerji Kaynaklarının Taşınması

Madenlerden ve enerji kaynaklarından bazıları çıkarıldığı yerde işlenmekte, işlenmiş maddeler tüketim merkezlerine taşınmaktadır. Bazı maden ve enerji kaynakları ise çıkarıldığı yerlerden uzak mesafelere taşınmakta ve buralarda işlenmektedir. Gerek işlenmiş gerek ham hâldeki bu maddelerin taşınması sırasında bazı çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların başlıcaları doğal gaz ve petrol boru hatlarındaki sızıntı (Fotoğraf 4.5), patlama ve tanker kazalarıdır.

Fotoğraf 4.5 Petrol boru hatlarındaki sızıntı sonucu çevreye petrol yayılmaktadır.

Fotoğraf 4.5 Petrol boru hatlarındaki sızıntı sonucu çevreye petrol yayılmaktadır.

2015 yılı mayıs ayında, Los Angeles’ın kuzeybatısındaki petrol boru hattında meydana gelen sızıntı sonucu, 100 bin galondan fazla petrol çevreye yayılmıştır. Petrolün bir kısmı karaya yayılırken bir kısmı da okyanusa akmıştır. Bu olay sonucu deniz ve karadaki canlılar zarar görmüş, toprak ve suyun yapısı değişmiştir.

Rusya’nın başkenti Moskova’da 2015 yılı Ağustos ayında bir petrol boru hattında meydana gelen sızıntı, alev alarak patlamıştır. Yangın (Fotoğraf 4.6) ve çevreye yayılan petrolden dolayı hava kirliliği yaşanmış, bitki ve toprak örtüsü ile bu alanda yaşayan canlılar zarar görmüştür.

Fotoğraf 4.6 Moskova’da petrol hattındaki yangın çevreyi kirletmiştir.

Fotoğraf 4.6 Moskova’da petrol hattındaki yangın çevreyi kirletmiştir.

2010 yılı Mart ayında Batman yakınlarındaki petrol boru hattında gerçekleşen sızıntı sonucu çevreye petrol yayılmıştır. Çevreye yayılan petrolden dolayı kara yolu bir süre ulaşıma kapatılmış, toprak ve bitki örtüsü petrolle kaplanmıştır.

2014 yılı Aralık ayında Karabük yakınlarında kömür yüklü tren raydan çıkarak devrilmiştir. Bu olay sonucu çevreye yayılan kömür, bitki ve toprak örtüsünün yüzeyini kapatmıştır. Kömür tozlarının çevreye yayılmasıyla toprak ve bitki örtüsü ile bu alanda yaşayan canlılar zarar görmüştür.

Enerji kaynaklarının taşınması sırasında yaşanan önemli çevre sorunlarından biri de tanker kazalarıdır. Başka bir gemiyle çarpışma, karaya oturma, yangın ve patlama, bu kazaların başlıca nedenleridir. Tanker kazaları sonucunda binlerce litre petrol denize yayılmaktadır. Bunun sonucunda suyun yapısı değişmekte, sudaki canlılar zarar görmektedir.

Denizin yüzeyini kaplayan petrol, güneş ışınlarının suya sızmasını engellemekte, su yüzeyinde bakteriler artmaktadır. Petrole bulanan balıkçıl kuşların derine dalma, yüzme ve uçma yetenekleri kaybolmakta birçoğu yaşamını yitirmektedir (Fotoğraf 4.7). Solunum yapmak için deniz yüzeyine çıkan deniz memelileri ise petrol yutmakta ve petrole bulanmaktadır. Petrole bulanan ve besin zincirinin ilk basamağını oluşturan deniz yüzeyindeki planktonlar ise yok olmakta, böylece bir alandaki ekosistem ortadan kalkmaktadır.

Fotoğraf 4.7 Denizdeki petrole bulanan bazı su kuşları yaşamını yitirmektedir.

Fotoğraf 4.7 Denizdeki petrole bulanan bazı su kuşları yaşamını yitirmektedir.

Tanker kazaları sonucu çevreye yayılan petrolden dolayı deniz ulaşımı aksamakta, su sporları yapılamamaktadır. Ayrıca balıkçılıkla uğraşanlar, aylarca bu işi yapamamakta ve işsiz kalmaktadırlar. Balık çiftliklerindeki üretimin durması da deniz kirlenmesinin diğer bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Denize yayılan petrolü temizlemek için çok sayıda hava ve deniz aracı kullanılmakta, çok sayıda insan çalışmakta ve büyük ekonomik kayıplar yaşanmaktadır.

Yeryüzünde petrolün çok tüketildiği ve üretildiği yerler arasındaki dağıtımda, petrol tankerlerinin rolü fazladır. Bu nedenle zaman zaman  tanker  kazaları yaşanmakta, bunun sonucunda çok önemli çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Örneğin bugüne kadar gerçekleşen en büyük deniz felaketi olarak kabul edilen ve 1989’da Alaska yakınlarında gerçekleşen bir tanker kazası sonucunda 40.000 ton petrol denize dökülmüş (Fotoğraf 4.8), 1.700 km’lik kıyı şeridi petrole bulanmıştır. Bunun sonucunda 2.000’e yakın su samuru, 300 fok balığı ve 250.000 deniz kuşu, bu kazadan dolayı yaşamını yitirmiştir. Milyonlarca balık ölmüş, bazılarının sayıları tükenme noktasına gelmiştir.

Bu ölümlerin bir kısmı yiyeceklerinin petrole bulanması, bir kısmı besin kaynakları olan planktonların tükenmesi, bir kısmı da petrol yuttukları için gerçekleşmiştir. Ayrıca bölgede yaşayan fok, pembe somon, deniz ördekleri, su samuru ve midyeler kısa bir süre içinde görünmez olmuştur.

Fotoğraf 4.8 Alaska’daki tanker kazası sonucunda denize çok miktarda petrol yayılmıştır.

Fotoğraf 4.8 Alaska’daki tanker kazası sonucunda denize çok miktarda petrol yayılmıştır.

1999’da Fransa’nın kuzeybatısında ikiye bölünerek batan bir gemiden 31.000 ton petrol denize dökülmüş, 400 km uzunluğundaki kıyı şeridi bu petrolden etkilenmiştir. 2002 yılında İspanya açıklarında su almaya başlayan bir gemi ikiye bölünerek batmıştır. Bunun sonucunda 63.000 ton petrol denize dökülmüş, 1.000 km uzunluğundaki İspanya, Portekiz ve Fransa kıyıları bu kirlilikten etkilenmiştir. Bu kazalar sonucunda da deniz kirlenmiş, denizde yaşayan canlılar ile balıkçıl kuşlar büyük ölçüde zarar görmüştür.

c- Madenlerin ve Enerji Kaynaklarının Kullanımı

Yeryüzünün birçok yerinde madenlerin özellikle bazı enerji kaynaklarının kullanımından kaynaklanan çevre sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunlardan biri, kömürün yakıt olarak kullanılması sonucunda gerçekleşmektedir. Fosil yakıtlardan olan kömürde yüksek oranda karbon bulunmaktadır. Kömürün yakılması sırasında açığa çıkan karbon (Fotoğraf 4.9), atmosferdeki karbon oranını artırmaktadır.

Fotoğraf 4.9 Kömür kullanılarak elektrik enerjisi elde edilen termik santraller havayı kirletmektedir.

Fotoğraf 4.9 Kömür kullanılarak elektrik enerjisi elde edilen termik santraller havayı kirletmektedir.

Kömürün yanmasıyla açığa çıkan diğer bir gaz metandır. Karbon ve metan, sera etkisi yaratarak yeryüzüne ulaşan enerjinin bir kısmının tekrar uzaya dönmesini engellemektedir. Böylece atmosferin alt katlarında sıcaklık birikmekte ve küresel ısınma gerçekleşmektedir. Küresel ısınma sonucunda buzulların eriyeceği, kıyıların sular altında kalacağı belirtilmektedir. Bazı yerlerde kuraklık ve yangınların yaşanacağı, birçok canlı türünün küresel ısınma sonucunda yok olacağı ileri sürülmektedir.

Kömür yakılırken çevreye çeşitli ebatlarda tozlar yayılmaktadır. Bu tozlar, bitki ve toprak örtüsünün üzerine düşmektedir. Özellikle bitki yapraklarını örten bu tozlar (Fotoğraf 4.10), bitkinin fotosentez yapmasını engelleyerek bitkiye zarar vermektedir. Toprağa ve su kaynaklarına karışan bu tozlar, toprağın ve suyun yapısını değiştirmekte, kalitesini düşürmektedir.

Fotoğraf 4.10 Bitkilerin üzerini örten tozlar, onlara zarar vermektedir.

Fotoğraf 4.10 Bitkilerin üzerini örten tozlar, onlara zarar vermektedir.

Kullanımı sırasında  çevreye  zarar  veren  ener ji kaynaklarından biri de petroldür. Fosil  yakıtlar dan olan petrolün kullanım alanlarından biri, ulaşım araçlarıdır. Bu araçların egzozlarından çıkan çeşitli gazlar (Fotoğraf 4.11), havanın kirlenmesine ve asit yağmurlarına neden olmaktadır. Bu gazlar, ayrıca havanın kalitesini bozduğu için canlılara da zarar vermektedir.

Fotoğraf 4.11 Egzozlardan çıkan gazlar havayı kirletmektedir.

Fotoğraf 4.11 Egzozlardan çıkan gazlar havayı kirletmektedir.

Önemli çevre sorunlarından biri de nükleer santrallerdeki sızıntı ve kazalardır. Elektrik enerjisi üretmek için kurulan bu santrallerde ham madde olarak uranyum ve toryum adı verilen radyoaktif maddeler kullanılmaktadır. Bu santrallerde meydana gelen kazalar sonucu çevreye yayılan radyoaktif maddeler, çevreye büyük zarar vermektedir.

Örneğin 1986’da Ukrayna’nın Çernobil şehrindeki nükleer santralde gerçekleşen kaza sonucu çevreye yüksek miktarda radyoaktif madde yayılmıştır. Avrupa kıtasının önemli bir kısmını etkileyen bu kaza sonucunda tarım alanları, bitki örtüsü ve milyonlarca insan ile diğer canlılar radyasyonun etkisinde kalmıştır. Etkisi gelecekte de devam edecek olan bu olay sonucunda, birçok ülkede kanser olayları artmıştır.

2011’de Japonya’da meydana gelen bir depremin neden olduğu tsunami, Fukushima (Fukuşima) nükleer santralinde tahribat yaratmıştır. Santralden çevreye yayılan radyasyon canlılara zarar vermiş, denize yüksek miktarda radyasyonlu su karışmış, balıklarda fazla miktarda radyasyon belirlenmiş, insanlarda radyasyondan kaynaklı hastalıklar ortaya çıkmıştır.

Add Comment